08 Eylül 2026 - Salı

KÖRFEZDEN KARAMAĞARA’YA YENİ TURİZM HATTI

Hatay turizmini yıllardır tarih, gastronomi, inanç ve kültür üzerinden konuşuyoruz.

Yazar - Dilgan Taş Kertuş Turizm Uzmanı | İş İnsanı | Gazeteci
Okuma Süresi: 6 dk.
 Dilgan Taş Kertuş  Turizm Uzmanı | İş İnsanı | Gazeteci

Dilgan Taş Kertuş Turizm Uzmanı | İş İnsanı | Gazeteci

dilganbilge@gmail.com - 05416838311
Takip EtGoogle News

 Bunların her biri bu kentin vazgeçilmez değerleri. Ancak bana göre Hatay’ın bugüne kadar yeterince güçlü bir turizm ürününe dönüştüremediği çok önemli bir zenginliği daha var: deniz.

İskenderun Körfezi’nden Arsuz’a, Samandağ’dan Yayladağı Karamağara’ya uzanan kıyı hattına bir bütün olarak baktığımızda, aslında önümüzde yalnızca güzel sahiller değil; yat turizmini, su sporlarını, sörfü, dalışı, gastronomiyi ve doğa turizmini aynı rota üzerinde buluşturabilecek çok önemli bir potansiyel bulunuyor.

6 Şubat depremlerinin ardından Hatay turizmini yeniden ayağa kaldırmaya çalışırken, bence artık şu soruyu da sormalıyız:

Hatay’ın denizini gerçek bir turizm ürününe dönüştürebilir miyiz?

MADENLİ’DE 255 YATLIK KAPASİTE ÖNEMLİ BİR ADIM

DOĞAKA’nın 2026 Yılı Çalışma Programı’nda yer alan hedefler bu açıdan dikkat çekici.

Arsuz’daki Madenli Yat Limanı ve Su Sporları Merkezi’nin mevcut 155 yat bağlama kapasitesinin, yeni iskeleler ve yardımcı tesislerin tamamlanmasıyla 255 yata çıkarılması hedefleniyor.

Yaklaşık 100 yatlık ilave kapasite yalnızca sayısal bir artış olarak görülmemeli.

Doğru değerlendirildiğinde bu yatırım; Arsuz’un yat turizminden daha fazla pay alması, su sporlarının gelişmesi, kıyıdaki işletmelerin hareketlenmesi ve bölgeye gelen ziyaretçinin daha uzun süre Hatay’da kalması açısından önemli bir fırsata dönüşebilir.

Ancak yat limanı yapmak tek başına yat turizmi destinasyonu olmak anlamına gelmiyor.

Burada asıl mesele, Madenli’yi daha büyük bir turizm ağının parçası haline getirebilmek.

İSKENDERUN KÖRFEZİ NEDEN BU ROTANIN BAŞLANGICI OLMASIN?

İskenderun Körfezi yıllardır ağırlıklı olarak sanayi, limancılık ve ticari denizcilikle anılıyor.

Oysa bu körfezin turizm açısından da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

İskenderun Balıkçı Barınağı ile Arsuz Madenli Yat Limanı’nın Doğu Akdeniz yat turizmi güzergâhı içerisinde değerlendirilmesi ve bölgede yat ve tekne hizmetlerinin geliştirilmesi, İskenderun’a farklı bir ekonomik hareketlilik kazandırabilir.

İskenderun’un denizle ilişkisini yalnızca kıyıdan denizi seyretmekle sınırlandırmamalıyız.

Körfezi turizmin aktif bir parçası haline getirmeliyiz.

SAMANDAĞ SADECE SAHİL DEĞİL

Bu rotanın devamında Samandağ var.

Samandağ’ın kilometrelerce uzanan sahilini yalnızca klasik deniz-kum-güneş turizmi üzerinden değerlendirmek büyük bir eksiklik olur.

Planlanan Hatay Sörf Merkezi, bu açıdan son derece değerli.

Merkezin 2026 yılı içerisinde tamamlanması ve her yıl yaklaşık bin gencin sörfle buluşturulması hedefleniyor.

Bunun bir adım ötesini düşünmemiz gerekiyor.

Neden Samandağ gelecekte Türkiye’nin bilinen sörf destinasyonlarından biri olmasın?

Spor organizasyonları, eğitim kampları, gençlik etkinlikleri ve ulusal yarışmalarla desteklenen bir sörf destinasyonu, Hatay’a bugün ulaşmadığımız tamamen farklı bir ziyaretçi kitlesini getirebilir.

KARAMAĞARA HATAY’IN SAKLI TURİZM DEĞERLERİNDEN BİRİ

Rotanın güney ucunda ise Yayladağı Karamağara bulunuyor.

Karamağara kıyılarının su altı ekosistemi ve Yayladağı Dalış Akademisi, Hatay’ın dalış turizmi açısından değerlendirebileceği önemli değerler arasında.

Dalış turizmi klasik kıyı turizminden farklı bir ziyaretçi profiline hitap ediyor. Bu nedenle Karamağara’yı yalnızca yerel ölçekte bilinen güzel bir koy olarak değil, profesyonel tanıtımı yapılması gereken bir dalış ve doğa destinasyonu olarak ele almalıyız.

Yayladağı Dalış Akademisi’nin görünürlüğünün artırılması ve ulusal dalış organizasyonlarıyla bölgenin daha fazla tanıtılması bu nedenle önemli.

BENİM ÖNERİM: “HATAY DENİZ TURİZMİ ROTASI”

Bugün bu yatırımlara ve potansiyele tek tek baktığımızda güzel projeler görüyoruz.

Fakat ben bunların ayrı ayrı değerlendirilmesinden ziyade tek bir destinasyon modeli altında birleştirilmesinin Hatay açısından çok daha değerli olacağına inanıyorum.

Ortaya çok net bir rota çıkıyor:

İSKENDERUN KÖRFEZİ → ARSUZ MADENLİ → SAMANDAĞ → YAYLADAĞI KARAMAĞARA

Bunun adı neden “Hatay Deniz Turizmi Rotası” olmasın?

Bir ziyaretçi İskenderun’dan yolculuğuna başlayabilir; Arsuz’da yat ve su sporlarıyla buluşabilir, Samandağ’da sörf deneyimi yaşayabilir, Yayladağı’nda dalış ve doğa turizmine ulaşabilir.

Ve bütün bu yolculuğun içerisinde Hatay gastronomisi, tarihi, kültürü ve yerel yaşamı da ziyaretçinin deneyiminin bir parçası haline getirilebilir.

İşte o zaman yalnızca dört farklı noktadan değil, satılabilir ve tanıtılabilir tek bir turizm ürününden söz etmeye başlarız.

TURİSTİ GETİRMEK KADAR HATAY’DA TUTMAK DA ÖNEMLİ

Turizmde mesele yalnızca kaç kişinin geldiği değildir.

Ne kadar kaldığı, nereleri ziyaret ettiği ve kent ekonomisine ne kadar katkı sağladığı da önemlidir.

Bu nedenle böyle bir rota; ulaşım, konaklama, gastronomi, etkinlikler, tekne hizmetleri, profesyonel rehberlik ve özel sektör yatırımlarıyla desteklenmelidir.

Yerel yönetimler, kamu kurumları, turizm sektörü, yatırımcılar ve ilgili sivil toplum kuruluşları aynı hedef doğrultusunda hareket edebilirse, deniz turizmi Hatay'ın turizm ekonomisinin yeni ayaklarından biri olabilir.

HATAY’IN DENİZİ VAR; ŞİMDİ ONU TURİZM ÜRÜNÜNE DÖNÜŞTÜRME ZAMANI

Hatay’ın denizi var.

Körfezi var.

Yat limanı var.

Sörf potansiyeli var.

Dalış noktaları var.

Gastronomisi, tarihi ve benzersiz bir kıyı coğrafyası var.

Eksik olan, bütün bu değerleri aynı hikâyenin içerisinde buluşturmak.

Madenli’deki kapasite artışını, İskenderun Körfezi’nin yat turizmi potansiyelini, Samandağ’ın sörf yatırımını ve Yayladağı Karamağara’nın dalış değerini birbirinden bağımsız projeler olarak bırakmamalıyız.

Bunları Hatay Deniz Turizmi Rotası çatısı altında bir araya getirebilirsek, Hatay yalnızca Akdeniz’e kıyısı olan bir kent değil, Doğu Akdeniz’de farklı deniz turizmi deneyimlerini aynı destinasyonda sunabilen güçlü bir turizm merkezi olarak konumlanabilir.

Çünkü Hatay’ın önündeki fırsat yalnızca daha fazla turist getirmek değildir.

Asıl fırsat; denizi, sporu, gastronomiyi, doğayı ve kültürü bir araya getirerek Hatay’a yeni bir turizm ürünü kazandırmaktır.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.