Bookingcom Dönüyor: Seyahat Acentaları İçin Tehdit mi, Dijital Turizm
Yaklaşık dokuz yıldır Türkiye turizminin gündeminde kapanmamış bir dosya var: Booking.com.

Turizm Uzmanı | İş İnsanı | Gazeteci Dilgan Taş Kertuş
dilganbilge@gmail.com - 05416838311Kamuoyunda çoğu zaman “Booking.com Türkiye’de yasaklandı” şeklinde ifade edilen süreç, aslında platformun tamamen kullanılamamasından ziyade Türkiye’de bulunan kullanıcıların Türkiye’deki konaklama tesisleri için rezervasyon yapmasının kısıtlanmasıydı. Türkiye’den yurt dışındaki otellere rezervasyon yapılabilmesi ise devam etti.
Süreç, Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin açtığı dava sonrasında 2017 yılında İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği ihtiyati tedbir kararıyla başladı. TÜRSAB, Türkiye’de vergi ödeyen, belge alan, istihdam sağlayan ve hukuki sorumluluk taşıyan seyahat acentalarıyla aynı pazarda faaliyet gösteren yabancı bir platformun aynı yükümlülüklere tabi olmamasının haksız rekabet yarattığını savundu.
Mahkeme de 2019 yılında Booking.com’un faaliyetlerinin seyahat acenteliği kapsamında olduğuna ve bazı uygulamalarının haksız rekabete yol açtığına hükmetti. Kararda vergi, izin, denetim, fiyat ve kontenjan paritesi ile “en iyi fiyat garantisi” gibi uygulamalar üzerinde duruldu. Aykırılıkların giderilmesi ve teminat yatırılması hâlinde tedbirin kaldırılabileceği de belirtildi.
Bugün ise önümüzde yeni bir tablo bulunuyor.
Gündeme gelen yasa teklifiyle Booking.com başta olmak üzere uluslararası dijital turizm platformlarının belirli şartlarla Türkiye pazarında yeniden faaliyet göstermesinin önü açılmak isteniyor. Ancak burada altını çizmemiz gereken önemli bir gerçek var: Henüz kesinleşmiş ve yürürlüğe girmiş bir düzenleme bulunmuyor. Şu anda konuşulan konu, Meclise sunulması beklenen bir kanun teklifidir.
Basına yansıyan hazırlığa göre yabancı dijital turizm platformlarının Türkiye’de resmi temsilcilik açması, vergi mükellefi olması ve iki yılda bir yenilenecek faaliyet izin belgesi alması öngörülüyor. Ayrıca bu şirketlerin Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansına turizm payı ödemesi, kullandıkları algoritmalar konusunda şeffaf davranması ve piyasadaki rekabeti bozacak uygulamalardan kaçınması bekleniyor.
Komisyon oranlarının yüzde 17 ile sınırlandırılması, yabancı platformların paket tur satamaması; yalnızca konaklama, bilet ve transfer gibi belirli hizmet alanlarında faaliyet göstermesi de konuşulan düzenlemeler arasında. Teklif bu şekliyle yasalaşırsa dijital platformların Türkiye pazarındaki faaliyetleri ilk defa daha açık, kayıtlı ve denetlenebilir bir zemine kavuşabilir.
Peki, bütün bunlar Türkiye’de dijital turizmin başladığı anlamına mı geliyor?
Aslında dijital turizm yeni başlamıyor. Turist çoktan dijitalleşti.
Bugünün yolcusu destinasyonları sosyal medyadan keşfediyor, yorumları karşılaştırıyor, fiyat araştırıyor, harita üzerinden konum inceliyor ve rezervasyonunu cep telefonundan tamamlıyor. Yapay zekâ destekli seyahat planlaması, kişiselleştirilmiş öneriler ve çevrim içi ödeme sistemleri turizmin ayrılmaz bir parçası hâline geldi.
Başlayan şey dijital turizm değil; Türkiye’nin dijital turizmi daha net kurallarla yönetme arayışıdır.
Booking.com’un muhtemel dönüşünü yalnızca “Bir internet sitesi yeniden açılıyor” şeklinde değerlendirmek eksik olur. Bu gelişme; vergi, rekabet, tüketici hakları, veri güvenliği, algoritmaların etkisi ve yerli seyahat acentalarının geleceği açısından çok daha geniş bir dönüşümün işaretidir.
Küresel platformların Türkiye’ye dönmesi, konaklama tesislerinin dünyadaki görünürlüğünü artırabilir. Özellikle küçük işletmeler, butik oteller ve uluslararası pazarlama gücü sınırlı destinasyonlar açısından yeni satış kanalları oluşturabilir. Hatay gibi tarihi, kültürü ve gastronomisi güçlü ancak uluslararası görünürlüğünün yeniden desteklenmesi gereken şehirler için dijital platformlar önemli bir tanıtım kapısı olabilir.
Ancak bu kapı açılırken yerli seyahat acentaları dışarıda bırakılmamalıdır.
Çünkü seyahat acentası yalnızca otel rezervasyonu yapan bir aracı değildir. Yolcunun ihtiyaçlarını analiz eden, doğru hizmeti bir araya getiren, uçuş değişikliğinde çözüm üreten, vize sürecini takip eden, transferi düzenleyen ve seyahat sırasında yaşanan sorunlarda ulaşılabilir olan profesyonel bir danışmandır.
Bir platform size seçenek gösterebilir; fakat her zaman sorumluluğunuzu üstlenmez.
Bu nedenle geleceğin seyahat acentaları teknolojiye karşı duran değil, teknolojiyi kullanarak hizmetini güçlendiren işletmeler olmalıdır. Sadece rezervasyon satan anlayıştan; kişiselleştirilmiş seyahat tasarlayan, güven sunan, destinasyon bilgisi üreten ve kriz anında yolcusunun yanında duran danışmanlık modeline geçilmelidir.
Booking.com’un Türkiye’ye dönmesine karşı çıkmak kadar, hiçbir kural ve sorumluluk olmadan faaliyet göstermesine izin vermek de doğru değildir. İhtiyacımız olan şey yasaklarla korunan bir turizm sektörü değil; adil kurallarla güçlenen bir turizm sektörüdür.
Aynı işi yapan herkes vergi ödemeli, denetlenmeli ve tüketiciye karşı sorumlu olmalıdır. Yerli ya da yabancı ayrımı yapılmadan rekabet eşit şartlarda gerçekleşmelidir. Dijitalleşme, yerli acentaları yok eden bir tehdit değil; onları dönüşmeye ve daha güçlü hizmet üretmeye yönelten bir fırsat olmalıdır.
Booking.com’un dönüşü gerçekleşirse bu yalnızca dokuz yıllık bir yasağın sona ermesi olmayacaktır. Türkiye’nin küresel turizm ekonomisiyle ilişkisini yeniden tanımladığı, dijital platformları kayıt altına aldığı ve seyahat acentalarının yeni rolünü tartışmaya başladığı bir dönüm noktası olacaktır.
Asıl soru Booking.com’un geri dönüp dönmeyeceği değildir.
Asıl soru şudur:
Türkiye, dijital turizmin sadece müşterisi mi olacak, yoksa kurallarını koyan, kendi teknolojisini geliştiren ve yerli turizm işletmelerini dünya pazarında güçlendiren bir ülke mi olacaktır?